YENİ BLOĞUMUZ

ANASAYFA

ZİYARETCİ DEFTERİ

SOHBET

SANAL FORM

ÖNEMLİ LİNKLER

RESİMLER

E-POSTA

DOST SİTELER


   
  BUNYAN
  BÜNYAN TARİHİ
 

 



SELÇUKLULARDAN BUGÜNE BÜNYAN

BÜNYAN’DA SELÇUKLU VE İLHANLI DÖNEMİ ESERLERİ

Bünyan yöresine Türkler, Selçuklu döneminde gelmiştir ve Bünyan, Osmanlı kayıtlarında Sarımsaklı adıyla anılan bir Yörük topluluğu olarak isimlendirilmiştir. Bünyan ve köylerinin tamamında Yörükler ve Türkmenler yaşamaktadır.
Bünyan yöresindeki tarihi yapılar Selçuklu ve İlhanlı döneminden kalmadır. Selçuklu döneminde yapılan Sultanhanı ve Karatay Hanı ile İlhanlı dönemi eseri olan Bünyan Ulu Camii oldukça önemli eserlerdir.
Bünyan’ın Kayabaşı Mağaralarının çevre köylere kadar uzantılarının olduğu söylenmektedir. Bu mağaralar ve yer altı şehri, Hititlerin ticaret merkezi Kaniş-Karum’a 20 km. mesafededir.
Şair Coşkun Ertepınar, “Bünyan’da Eski Zaman” adını verdiği şiirinde Bünyan’ın Kayabaşı Mağaralarını şöyle dile getirmektedir:

Bünyan’da eski zaman
Gözle görülen umman
Esatir, menkıbe, tarih dolu
Geçmiş zaman

Geçmiş zaman
Korku dolu, ürkü dolu
Hayret dolu
Anlaşılıyor kalıntılardan

İşte görmekteyim hayalini
Eski zaman içinde
Şu kayalıklarda, şu inde
Bir Etili kadın ki
Ufku süzer kendinden emin

Ufuk açık,
Ufuk mavi
Sular gümüş gümüş
Ufuklarda yemyeşil zemin

Etili kadının yanında
Gerilmiş yay gibi
Fidan bir dal gibi erkek
Yiğitlik yazılı
Kayalar kartalı alnında

Etili kadın kendinden emin yaşamış
Bu inlerde
Bizden daha emin
Bizden daha şen
Bizden daha zengin

Bünyan’da eski zaman
Böyle bir umman
Gördüm işte hayalini bir bir
Gördüm ne ışık gözler
Ne ok bakışlar gezinmiş ufkunda
Gördüm neler neler ezilmiş
Eski zamanın eski çarkında


BÜNYAN SULTAN HANI:

Bünyan ilçesine bağlı Sultanhanı köyünde ve Kayseri-Sivas karayolunun 50. kilometresinde bulunan muhteşem bir eserdir. Sağlam yapı tekniği ve kuleleri ile dışarıdan bakıldığında bir kaleyi andırmaktadır.
Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat zamanında yapılan (1232-1236) bu muhteşem yapı, büyüklük bakımından 3900 m2 alanı ile Aksaray Sultanhanından sonra gelmektedir.
Selçuklu döneminde ticari yollara ve ticaret hayatına büyük önem verilmekteydi. Alaeddin Keykubat döneminde ise Selçuklular, Anadolu’yu gıpta ile bakılacak büyük bir ticaret merkezi haline getirmişlerdi. Mesela Sultanhanında kalan ticaret erbabı handa üç gün ücretsiz kalır, üç günden fazla kalacaksa diğer günlerin ücretini öderdi.
Tüccarların bütün malları devletin güvencesi altına alınmıştı. Hana gelen tüccar malı özenle sayılır ve eğer tüccar sabah yoluna devam edecekse, malı kendisine eksiksiz teslim edilir ve uğurlanırdı. Eğer tüccarın malında bir eksiklik varsa, bu iş düzeltilmeden hanın kapıları asla açılmaz, böylece handan dışarıya kimse bırakılmazdı.
Diyelim ki tüccar mallarını handan sapasağlam teslim aldı ve yoluna devam etti. Yolda soyguncular, tüccarın yolunu kestiler ve malını çaldılar. Devlet, soyulan tüccarın bütün mallarının karşılığını öderdi. Çünkü, Selçuklu devletinde ticaret devlet güvencesi ile yapılmaktadır. O yüzden Alaeddin Keykubat dönemi Anadolusu “efsanevi zenginlikler ülkesi” olarak anılıyordu.
Kervansarayın ortasındaki yapıya “köşk mescidi” denmektedir. Bu mescit oldukça yıpranmasına rağmen hala Selçuklu taş işçiliğinin ne kadar mükemmel olduğunu gösterecek kadar güzeldir.

KARATAY KERVANSARAYI

Karatay Kervansarayı iki kısımdan meydana gelmektedir. Kışlık (kapalı) kısmı Sultan 1. Alaeddin Keykubat devri (1219-1236) sonlarında, avlu kısmı ise 1240 yılında Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında atabey Emir Celaleddin Karatay tarafından yaptırılmıştır. İçerisinde mescid, odalar ve hamam bulunmaktadır.
Kervansarayın süslemeleri oldukça önemlidir. Bitkisel geometrik motifler yanısıra,  hayvan ve insan tasvirleri de dikkati çeker.
21 Nisan 1277’de Kayseri’ye gelen İbni Abdü’z-zair, Kayseri’de tuttuğu günlüğünde Karatay Kervansarayı hakkında da bilgiler verir.
Celalettin Karatay tarafından yaptırılan Karatay Kervansaray’ından övgüyle bahseden İbni Abdü’z-zair, yapıda kullanılan taşların adeta mermeri andıran nitelikte olması ve bu taşlardan yapılan duvarlar ile kapının üzerindeki süslemelerin bir benzerinin daha bulunmadığını anlatır. Ayrıca kervansarayın içinde hastane (bimaristan), eczane(edviye) gibi sağlıkla ilgili yapıların bulunduğunu ifade eden seyyah, verdiği bu bilgiler ile Ortaçağ’da Anadolu’daki kervansarayların işleyiş tarzını da ortaya koyar.

BÜNYAN ULU CAMİİ

Camiin kapısı üzerinde, portal nişinin iki yanında devam eden iki satırlık Selçuklu sülüsü ile yazılmış kitabesinin geniş tutulmuş alt satırında “Bu mübarek mescidin imarını emirlerin emiri, âdil, müeyyed, muzaffer, fasıkları kahreden, isyankarları katleden Zahireddin Mahmud bin Tac-ı Kızıl –Allah onun akıbetini iyi eylesin- emretti. (Yedi yüz) otuz dört senesi aylarının ilki olan Muharrem ayının başında (1333- Eylül) yazıldı.
Emir Zahireddin Mahmud, Moğolların Anadolu Valilerinden biri olup İlhanlı Sultanı Ebu Said Bahadır Han tarafından (M.1329) yılında bu göreve getirilmiştir. Zahireddin Mahmud, Uygur soyundan gelen bir Türk olup babası da Anadolu Valiliği yapmış olan Esen Kutluğ’dur.

BÜNYAN’DA 18. YÜZYILDAN KALMA TARİHİ KONAK

Bünyan’daki tarihi konak Cebeci Baytaktarbaşısı Sarımsaklılı Serdengeçti Ahmet Ağa’nın oğlu Ömer Ağa tarafından 1785 yılında yaptırılmıştır. İki katlı olan konağın alt bölümünde büyük bir ahır yer alırken, üst katta ise haremlik, selamlık ve misafirler için konaklama odaları yer almaktaydı. Bugün yüksek duvarları ile giriş kapısı ayakta dururken konağın bir bölümü çökmüş ve ayakta kalan bölümü ise acilen restore edilmeyi beklemektedir. En büyük dileğimiz bu tarihi yapının restore edilerek Bünyan ilçesinde bir kültür merkezi olarak faaliyete geçirilmesidir.

HAZIRLAYAN : BURHANETTİN AKBAŞ 

SONSUZ TEŞEKÜRLERİMİZİ BORÇ BİLİRİZ

 
  Bugün 9 ziyaretçi (18 klik) burdaydı! -- --2007 © Copyright by demircan ® Tüm Haklar saklıdır-- SİTEMİZ SİSTEMDEN KAYNAKLANAN HATA NEDENİYE KISA BİR SÜRELİĞİNE BU ŞEKİLDE DEVAM EDECEKTİR EN KISA SÜREDE YENİDEN YÜKLEME YAPILACAKTIR. ÖZÜR DİLERİZ  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=